16:21 Treni


Günlerden  sıcak mı sıcak bir ekim ortası.Güneş tepemde denilemeyecek kadar dar bir açıdan bakıyor gözlerime. Ben ise gölgem ile oyun halindeyim bu eski reklamlarla bezenmiş belediye bankında. Etraflıca seziyorum ara sıra sağımı solumu bir hareketlilik var mı diyerek. Pek bir kımıldanma yok. Dikkatimi çeken ise  elinde ki şeker ile daireler çizen bir kız çocuğu karşımda ; annesinin elini tutmamak için ağlıyor yaklaşık bir saattir ve yaşlı amcam ise içinde belli ki köyünden getirdiği bir kaç gerekli eşyası ile çömelmiş duvar dibine bakıyor uçsuz bucaksız tren raylarına. Ne düşünüyor kim bilir. Pek lüks bir düşünce çemberi oluşturduğunu sanmıyorum.  Belki tarlasında ki hasadını belki de cebinde ki son parasını düşünedursun elinde ki sigarasına bakarak iç geçiriyor. Trenin gelmesine yirmi dakika kalmasına rağmen bir huzursuzluk geliyor içime. Aklımda ki diğer problemler yetmezmiş gibi birde bu yirmi dakikanın nasıl geçeceğini düşünmenin verdiği huzursuzluk ekleniyor gayet yorgun mu yorgun beynime. Beyin dediğime bakmayın siz. İçi boş bir kafatasının düşünme yetisi yüklenmiş et parçasına diyorum ben onu. Tanrının bir nimeti ancak biz kullanamamış olacağız ki burada bekliyorum 16:21 trenini. Nihayet yakalıyor daha demin ki daireler çizen çocuğun şeker tutmayan elinden annesi. Çaresiz kalıyor bu sefer bizim ki. Ağlamasının boşa olacağını düşünüyor olsa gerek ki tek eli yukarıda oyununa devam etmeye çalışıyor. Annesi ise hırçın bir hareketle iyice kavrıyor ellerinden elini. Keyfinden yapmıyor bunu bence de. Evladını koruma içgüdüsü ile bilinçsiz hareketler sergiler bazen anneler. O da bunlardan biri. Daha farkında değil elinden kavradığı çocuğu insanın annesinin olmasının ne demek olduğunun. Ya da annesinin ölmesinin ne demek olduğunun. Aahh Annem. Sadece yazabildiğim ama uzun zamandır kullanamadığım en sevdiğin nida’m. Bilmiyor ki ağlarken çıkardığı o ‘Anne’ sesini çıkaramamanın verdiği burukluğu, iç acısını , pişmanlığı. Farkedeceği zaman ise ya kaybedersem korkusu saracak o ufak bedenini. Ancak her gördüğünde mutlu olacak , sarılacak , öpecek, koklayacak. Önüne geçecek bütün korkularının bunlar. Bu mutluluk yetecek sana çocuk. Umarım anlayacaksın en kısa zamanda. Elinden çeken o kadının ne demek olduğunu anlayacak bırakmayacaksın bu sefer sen o zorla seni çeken elleri. Bıraksın diye ağladığın o elleri tutmak için ağlayacaksın çocuk. Pişman olacaksın onsuz geçirdiğin her dakikaya. Anlatamayacaksın dertlerini, sıkıntılarını, aşklarını. Evet, aşklarını anlatamayacaksın kimseye ona anlattığın gibi. Mahallede ki o güzel kıza nasıl aşık olduğunu anlatamayacaksın,kızında sana aşık olduğunu anlatamayacaksın, beraber geçirdiğiniz mutlu anları paylaşamayacaksın çocuk. Sana vermek için biriktirdiği o gizli paraları sana veriş günlerini göremeyeceksin belkide. Bırakma annenin elini . Tutmak için ağlayan bu kadar insan varken bırakma çocuk.

Tavsiye verir gibi bakan gözlerimi hissetmiş olacak ki kaldırdı kafasını ve bana baktı masmavi gözleri ile. On saniye bakışmamızın ardından devam etti oyununa. Amcam ise hala oturuyor duvar dibinde. İlk sigarası yetmedi içinde ki sıkıntıya ve ikincisini yaktı hızlıca kaldığı yerden devam eder gibi.  Ayağa kalktı birden. Elinde ki çantasını yere düştü ve irkildi  durduğu yerde . Kaşlarımı çatmış dikkatimi amcaya vermiştim. Genç bir adam geldi karşısına ve bir mektup verdi amcaya. Uzun uzun bir şeyler konuştular gözleri ile.  Döndü arkasını  gitti hızlıca delikanlı. Amca ise mektupa saldırdı aniden ve okumaya başladı hızlıca. Ağlıyordu. Tekrar çömeldi duvarda olduğu yere , hızlıca çekti içine sarma sigarasını. İçimdeki dertlerime bir tanesini daha ekledi. Kalabalıklaştı ortalık . Gözlerimle kaybettim amcayı ve oyun oynayan o çocuğu. Kuru bir kalabalık , ince kahkaha sesleri ile hüzün karışmış birbirine kötü bir ses bulutu yayıyordu havaya. Ben ise kayboldum yine insanların arasında duygularımla. Ve göründü 16:21 treni. Rayları yara yara geliyordu. Sesi çok uzaklardan bile duyulacak kadar acıydı sireninin. Sarılmalar başlamış kahkahalar yerini ağlamalara bırakmıştı. Yaklaşıyordu 16:21 treni. Ben ise özlemiştim annemi. Adımlarımla yaklaştım sınıra. Bıraktım kendimi sıcak demirlerin ortasına. Gözlerim yukarda anneme ulaşacağım anı bekliyordum. İşte şimdi mutluydum ilk defa. Geliyordum anne, geliyordum yanına. Çevirdim kafamı sağa . İnce bağırışlar , çığlıklar ve tiz mi tiz bir tren tekerleği sesi yarıyor kulağımı. Hoşçakal be yaşlı amcam üzme kendini , hoşçakal çocuk bırakma annenin ellerini, ben anneme gidiyorum. Hoşgeldin 16:21 treni.

BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER!

Kızdım Kızdım
0
Kızdım
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Yok artık Yok artık
0
Yok artık
Sesli Güldüm Sesli Güldüm
0
Sesli Güldüm
Helal olsun Helal olsun
1
Helal olsun
Beğenmedim Beğenmedim
0
Beğenmedim
Bayıldım Bayıldım
0
Bayıldım
Beğendim Beğendim
6
Beğendim

Giriş Yap

Kargamel.com'a Hoşgeldiniz.

Hesabınız yok mu? Şimdi kayıt olun.
Kayıt Ol

Şifre sıfırla

Şifrenizi buradan sıfırlayabilirsiniz.

Geri Dön
Giriş Yap

Kayıt Ol

Kargamel'e Katılın!

Geri Dön
Giriş Yap
Gönder Gelsin
Kişilik Testi
Kişilik ortaya çıkaran sorular dizisi
Bilgi Testi
Bilgi veya kültür ölçen sorular
Düz Yazı
Görseller ile süslenmiş makaleler
Liste
Klasik Düz Listeler
Oylanabilir Liste
Oylanabilir Liste
Caps
Caps yarat