Kaybedenler Psikolojisi


Selam Değerli Kargamel Okuyucuları;

Sizlere bahsetmek istediğim konu hemen hemen bütün insanların hayatlarına muhakkak yaşadıkları , etkisinin olaydan daha çok etkilediği belki de kendisini var olmaya yeterli hissetmediği kanısına vardıracak bir psikoloji: Kaybetmek.

Sözlük anlamı yitirmek olan bu kelimenin daha da vahim olan ikinci anlamıdır aslında; yenilmek. İnsanoğlu yaşadığı süre boyunca kendi kendini tanıma evrelerini bazen geç bazen erken tamamlar. Bu tanıma aşamalarında belki de kendisini geliştirmesi gereken en önemli terimlerden biridir kaybetmek. Çok farklı düşünebiliriz bunu . Örneğin aileden birini kaybetmek belki en kötüsüdür. Ailesini kaybetme duygusunu henüz duyguları gelişmeden yaşamış biri için ise bir olay karşısında yenilmek , o olayı mutlaka kazanması gerektiğini düşündüğü halde yenilmek daha vahim bir duygudur. Her hali ile korkarız bu kelimeden . Sanmıyorum kelime karşısında ‘bana katacakları çok daha fazla olduğundan insan kaybetmelidir de aslında’ diyebilecek sağlam psikoloji sahibi insanların çok fazla olduklarını. Peki neden korkarız kaybetmekten? Neden duygularımızı zaptedemeyiz üzülmemek için?

Sorumuzun cevabı aslıda çok geniş düşünüldüğünde bulunacak kadar kolay bir cevaptır. Bizler kaybetmekten değil aslında kaybettiklerimizin yarattıklarından korkarız . Ölen bize ne kadar yakınsa ‘ben şimdi onsuz ne yapıcam’ korkusu, olay bize ne kadar bağlı ise ‘ben şimdi insan içine nasıl çıkıcam’ ya da kaybedilen size ne kadar yakın bir obje ise’ ben onu nasıl bulacağım’ korkuları uzaaar gider. Kelime bize ürkütücü gelmeye başlamıştır. Ben terimlerin insan oğlunun gördüğü , yaşadığı ve çevresinde ki insanların verdiği tepkiler üzerine beyinlerinde  olgunlaştığına inanırım. İlk cenazesi olan kişinin yakınları cenazede ağlamasa ve düğün şenlik eşliğinde yapılsa bu belkide bu kadar üzülmeyeceğiz aynısını yaşadığımızda. Yarışı kaybeden herkes mutlu olsa bizde üzülmeyeceğiz belkide. Bu yüzden ki inanmam burçlara, doğuştan gelen yetkinliklere. Biz bize öğretileni uygulayan kuklalarız. Bize kalıtsal bir yeti,bir duygusal birikim olsa bile etrafımızda yaşadıklarımız onu örtecek kadar acımasız ve gerçektir aslında. Sadece farkında değiliz o kadar. Başka bir çok şeyin farkında olmadığımız gibi. Severiz kendimizi kandırmayı. Kendimizi kandırmak demişken bakın kaybetmenin panzehirlerinden birini bulduk. ‘Kendini kandırmak.’ 

Bu olgu o kadar muhteşem o kadar harikulade bir olgu ki kendini kandıran bir insanı mümkün değil ikna edemezsiniz. Çünkü beyni kalbine hükmediyordur ve onu bu duygudan vazgeçirmeniz imkansıza yakındır. Ben bu yazıyı yazarken de öyle belki de. Kendimi kandırmanın verdiği psikoloji ile yazıyorum ve kendimi kaybettiklerime karşı savunuyorum. İnandığından vazgeçirmek bir insanı öyle mi? Siz ne yaptığını sanıyorsunuz hanımlar beyler? Mümkün mü bu sizce. Örnekler ile ilerleyelim mesela. İnançlı bir ailenin bir ferdi ölürse ahirette karşılaşacağı inancı ile kaybettiğinin acısını dindirir. Bir münazarayı kaybeden bir kişiyi hakkı ile kaybettiğine inandıramazsınız ki inandırsanız bile kendi içinde daha iyi olduğunu düşünecek ve kaybetme acısını dindirecektir. Aşık olduğu kadını kaybeden biri aslında kendisinin daha iyilerine layık olduğunu düşünecek ve alışkanlıklarıyla yitirdiği kadını nefret dolu düşüncelerine alet edecek. Binlerce hatta milyonlarca örnekler verilebilir bu konu hakkında. 

Diğer panzehirimiz ise ‘Ümit’ . Ümit ederiz hep kaybettiklerimize  tekrar kavuşmayı. Aslında çok güzel bir kelime ümit. (Bütün Ümit’lere selamlar :) ) İçimizde bu kelimenin tohumları ekili ise yaşamak daha da güzel olur herkese ve herşeye karşı. Bizi muhakkak bir çıkışa götürür ümit etmek. Her ne kadar ‘Doğmamış çocuğa don biçme’ ya da ‘Dereyi görmeden paçaları sıvama’ gibi moralimizi bozacak, ümidimizin yeşermesini ya da doğmasını engelleyecek bazı huysuz atalarımız olsa da moral bozacak kadar fazla olmamaları sevindiriyor insanı. Düşünsenize şuan en yakın zamanınızda kaybettiğiniz bir şeyi. Bir insanı,bir nesneyi bir aşkı.. Tekrar sizin olacak birazdan. Nasıl da rahatlatıyor insanı öyle değil mi? Şuan kaybetmekten olumlu bir olgu çıkarmıyor muyuz sizce de? Yoksa ümit etmekle kendimizi mi kandırıyoruz? Zaman geçtikçe kaybediyor muyuz sizce de? 

Bence kaybediyoruz sevgili okurlar. Her anımızı kaybediyoruz. Yaşanılacak her dakikayı her saniyeyi kaybediyoruz ve kaybettiklerimiz ile kalıyoruz. Kaybetmeyelim. Kendimizi kandırmaktan vazgeçelim ve ümit edelim. Gurur ya da onur gibi kelimeleri bir kenara bırakalım ve kaybettiklerimizden asla vazgeçmeyelim. Bir çiçeği seviyorsanız o sizindir, bir böceğe bir ota bir insana aşıksanız o sizin aşkınızdır ve o daima sizinidir. Kaybetmekten korkmayın, kaybettiğinizden vazgeçmeyin. Vazgeçeceğiniz zaman ‘kaybetmek’ diyerek zaten değer veridiğinizi gösterdiğiniz şeye karşı kendinizi kandırmış olursunuz o kadar. 

Görüşmek üzere esen kalın.

BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER!

Kızdım Kızdım
0
Kızdım
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Yok artık Yok artık
0
Yok artık
Sesli Güldüm Sesli Güldüm
0
Sesli Güldüm
Bayıldım Bayıldım
1
Bayıldım
Beğendim Beğendim
5
Beğendim
Helal Olsun Helal Olsun
0
Helal Olsun

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gönder Gelsin
Kişilik Testi
Kişilik ortaya çıkaran sorular dizisi
Bilgi Testi
Bilgi veya kültür ölçen sorular
Oylama
Karar ya da görüş belirle
Makale
Görseller ile süslenmiş makaleler
Listeler
Numaralandırılmış halde yazılan liste içerikleri
Oylanabilir Liste
En iyi seçeneğe karar vermek için oylanabilen liste
Sosyal medyada bizi takip ederek destek olabilirsin!