Korkunç Senaryo: Evrenin En Azılı Hastalığını Antibiyotiklerle Yarattık


Yüzyıllardır ölümleri yenmek için savaşıyoruz. Bu savaşımızın en büyük parçası, ölümlerimizin en büyük parçası olan hastalıklara karşı veriliyor. Hastalıklara sebep olan zararlılar vücudumuzda yer ediniyor, hücrelerimizi yönlendiriyor veya etkisi altına alıp yapısını değiştiriyor. Değişen ve tutarsızlaşan hücrelerimiz, diğer hücreleri etkiliyor ve tüm sistemimizin zarar göreceği kadar tehlikeli bir senaryoyla başbaşa kalıyoruz. Hepsine karşın elimizdeki en güçlü silahımız ise ilaçlar.

Bizi öldüren ve yaşatan bakteriler

Şaşırtıcıdır ki, bulduğumuz en eski bakterilerden yola çıkarak onların bizlerden çok önce var olduğunu söyleyebiliyoruz. Hatta öyle ki bu dünyanın en eski canlılarından biri onlardır. Ölüm yaklaştığında ona karşı kendini savunmasıyla ünlü bakteriler, yaşamımızın en küçük canlıları grubundadırlar. Onlar, her an her yerdeler. Şu anda vücudunuzda bile milyonlarca (evet, daha da fazla) bakteri yaşıyor. Neyse ki endişelenmenize gerek yok, onların büyük bir çoğunluğu size katkı sağlayan yaşam dostlarınız. Büyük bir çoğunluğu dedik, çünkü diğer kısmı size zarar verecek küçük ajanlar oluyorlar. Öyle ki, siz onlardan sıyrılmak üzere ilaç kullandığınızda veya besininizi onlardan korumak için pişirdiğinizde, o sıcaklığa karşı kendini koruyup tekrar uygun şartlar sağlanınca korunma mekanizmasını durduracak kadar marifetliler. Bazen de katiller, öldürebilme güçleri olanlar da var.

Antibiyotikler: Bakterileri Öldürme Gücümüzün Sınırları

Önceki paragrafta bahsettiğimiz gibi, bakterilerin hepsi faydalı değildir. Ölümcül etkiler yaratabilecek kadar güçlü ve hızlı yayılanları, bizler için zararlıdır. Sırf bu yüzden bugüne dek milyarlarca insan, canlı öldü. Ancak şimdi tüm bunları en aza indirecek bir silahımız var; antibiyotik.

Aşılardan sonra, hayatımıza girerek sağlıkta bir devrim yaratan ve yaşamımıza güç veren antibiyotikler, bugüne dek insan nüfusunun bu sayılara ulaşmasının en büyük anahtarıdır. Belki de şöyle demeliydik, insan nüfusunun şimdikinden daha az olmamasının, insan nüfusunun azalmamasının cevabıdır.

Antibiyotiklerin çalışma mantığı basittir. Karmaşık makineleri andıran küçük ajanlar olan zararlı bakterilerin etrafını sarar, zırhlarını delip parçalara ayırır. Bazı durumlarda DNA’sını kilitleyerek, bakterinin üremesini engeller. Zaten bakterilerin ölüme karşı en büyük savunması, üremektir. Bu eylemlerle birlikte vücuttaki zararlı bakterilerin büyük bir kısmı ölür. Geri kalan bakterileri ise aldığımız besinler ve yaşadığımız tecrübelerle şekillenen metabolizmamız düşman olarak kabul eder. Onlarla savaşır ve yok eder.

Fakat evrim bir şeyleri değiştiriyor

Buraya kadar her şey çok iyiydi değil mi? Bakteriler var, fakat sorun değil. Sonuçta onları yok edecek silahımız var; antibiyotik. Fakat her şey göründüğü kadar hoş olmayabiliyor.

Evrim geçiren bakteriler (burada, eğer bilinmiyor ise, evrimin tam olarak ne olduğunun teknik araştırmasının yapılması oldukça faydalı olacaktır) antibiyotiklere karşı bir savaş yöntemi geliştirebiliyor. Örneğin içeri sızan antibiyotik kalıntılarını normal işleyişini yavaşlatıp enerjisini saklayarak, ardından pompalara aktararak, dışarı atmak üzere kullanabiliyor. Yani, içerisine sızan yeşil ajanlarımızı geldikleri gibi geri gönderiyor.

Bazı durumlarda ise moleküler yapısını değiştirerek tanınmaz hale geliyor, bazen ise direkt olarak antibiyotiğe karşı güç kazanıp savaşıyor. Unutmayın, bakterilerin ne kadar marifetli olduklarını önceden söylemiştik.

Tüm bunlar ürkütücü sonuçlar, fakat birkaç tane böyle bakteriden zarar gelmez değil mi? Sonuçta vücudumuzda milyonlarcası vardı zaten. Değil.

Evet antibiyotiklerin öldüremediği bakterileri bağışıklık sistemimiz yok ediyor. Böylece yine sıhhatimize kavuşuyoruz. Fakat bundan da kurtulabilen bakteriler yok değil. İşte asıl mesele de burada başlıyor.

İflah olmaz canavarlara dönüşen bakterilerin firarı

Antibiyotiğin ardından bağışıklık sisteminden de kurtulan zararlı bakterilerin ilk işi dirençlerini yaymak olabiliyor. Ayrıca ölü bakteriden güç dahi alabiliyorlar.

Öyle ki, plazmit denilen ve kromozomdan ayrı olan DNA parçalarını diğer bakterilere aktaran bakteriler, evrim geçirerek kazandıkları o ölümsüzlük direncini diğer bakterilerle paylaşabiliyor. Bunu bir sosyal ağda içerik paylaşmak gibi düşünebilirsiniz. Bir video düşünün, bu videoyu siz oluşturdunuz. Hayli güzel bir video. Ona sahip olan, birçok şey öğreniyor. Bu videoyu paylaştığınızda, 200 arkadaşınıza ulaşıyor. 200 arkadaşınızın da ortalama 200’er arkadaşı olduğunu varsayarsanız, nasıl geniş bir zincirsel halkaya içerik yaydığınızı anlayabilirsiniz. Kısa bir süre içerisinde milyonlarca kişiye ulaşmış olacaktır videonuz (tabi hepsinin, bakteriler gibi paylaşmaya gönüllü olduğunu varsayarsak). İşte bakterilerin o inanılmaz yayılım gücü de bu şekilde etkilidir.

Sadece bu da değil. Bakteriler, yitirilmiş bakterilerin kalıntıları arasından da benzer dirençleri kendi vücutlarına alabilirler. Bu işlemde de yine aynı şekilde güç elde ederler.

Antibiyotikleri şeker gibi kullanıyoruz veya zorla kullandırtıyorlar

Evet, bu işin bir de zorla kısmı var. Buna geleceğiz. Öncesinde, faydalı ve amaçlı bir değere tutunarak üretilen antibiyotiklerin insanlık tarafından çok basit rahatsızlıklarda dahi kullanılmasına değinmeliyiz. Bu, tamamen yanlış bir eylemdir. Sadece hapşurmaya başladığınız, soğuk aldığınız için antibiyotik kullanmanız uzun vadede size sadece zarar verecektir. Sadece size de değil, tüm insanlığa.

Gelelim işin zorla kısmına. Siz bilinçli bir insan olup antibiyotikleri bu şekilde kullanmasanız bile, vücudunuza yine giriyorlar. Çünkü sağlıksız koşullarda adeta üretilen ve sofranıza et olarak gelecek olan stok hayvanlar birçok hastalık barındırıyor vücutlarında. Bunu engellemek için ise sürekli olarak antibiyotiklerle besleniyorlar. Bunun sebebini anlamak basit, PARA. Üreticiler zararı en aza indirmek için hayvanları hayatta tutmaya, aynı zamanda daracık ve hijyen koşullarına uygun olmayan alanlarda, satacakları bu hayvanları yaşatmaya mecbur hissediyorlar.

Tüm bunların sonucu ise, koca bir zarar. Çünkü okuduğunuz bu detaylar, katrilyonlarca dirençli bakterinin üremesine sebep oluyor.

Korkunç senaryoyu daha iyi anlamalıyız

Hala haberlerde on dakika gördüğünüz “her hastalıkta antibiyotik kullanmayın” cümleleri size yetersiz geliyorsa şunları bilmenizde fayda var; dünya öyle bir yere doğru gidiyor ki, en son Çin’de yapılan araştırmaların sonucu olarak çok korkunç bir gerçeğin içine düştüğümüzü görüyoruz. Colistin denilen antibiyotik, diğer antibiyotiklere karşı direnç geliştiren bakterileri dahi yok edebilecek güçte bir ilaçtır. Ancak sözünü ettiğimiz o Çin’den gelen habere göre, artık ona dahi direnç kazanmış olan bakteriler var. Colistin ise karaciğere zarar verecek kadar riskli bir ilaç.

Colistin, Çin’de hayvanlara bolca verildi. O hayvanları tüketen Çinliler, Colistin’e karşı direnç geliştirip hayvanların bünyesinde yaşayan o bakterileri vücutlarına almış oldu. Milyonlarca uçuşun gerçekleştirildiği günümüz dünyasında o zararlılar çok kolay şekilde yayıldılar. Senaryo, bugünkü vahim halini aldı.

Sanırım, şimdi daha iyi anlıyoruz antibiyotik olayının ne kadar dikkat edilmesi gereken detaylara sahip olduğunu.

BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER!

Kızdım Kızdım
0
Kızdım
Üzüldüm Üzüldüm
2
Üzüldüm
Yok artık Yok artık
1
Yok artık
Sesli Güldüm Sesli Güldüm
0
Sesli Güldüm
Helal olsun Helal olsun
0
Helal olsun
Beğenmedim Beğenmedim
0
Beğenmedim
Bayıldım Bayıldım
1
Bayıldım
Beğendim Beğendim
5
Beğendim
Eyüp C.

Uzay ve gök bilimi sevdalısı, bilime aşık, programlamada ve gelişen teknolojiyi takip etmekte hâyli istekli, yazmayı ve okumayı çok seven bir insan.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gönder Gelsin
Kişilik Testi
Kişilik ortaya çıkaran sorular dizisi
Bilgi Testi
Bilgi veya kültür ölçen sorular
Oylama
Karar ya da görüş belirle
Makale
Görseller ile süslenmiş makaleler
Listeler
Numaralandırılmış halde yazılan liste içerikleri
Oylanabilir Liste
En iyi seçeneğe karar vermek için oylanabilen liste