Edebiyat varsa, hala umut vardır !

Eskileri hatırlatmak istedim sizlere.Her birimiz bu kadar umutsuzluğa yakınken umut yolculuğuna çıkmaya var mısınız? 6 min


2
50 paylaşım, 2 puan

Küçük hikayelerle geçmişe bir yolculuk yapmaya ne dersiniz?Bu yolculuğun sonunda yüzünüzde tatlı bir tebessüm sizleri bekliyor.Yolculuğumuzda yanımıza almanız gereken şeyler sadece duygularınız,umutlarınız…

Mona Roza ile başlamak istiyorum ilk istasyonumuza. Mona Roza, aşkın milyonlarca tarifinden daha güzel resmeder aşkı bize.

(…)

” Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış”

(…)

Gelgelelim hikayesine; bu konuda çeşitli anlatılar var.En sevdiğim hikaye ise; Cemal Süre(y)ya ile Sezai Karakoç Ankara Üniversitesi Mülkiye bölümünden fakülte  arkadaşıdır.İki arkadaş da Muazzez Akkaya isminde bir kadına aşık olur ve bir  iddiaya girerler.Muazzez Akkaya hangisini seçerse diğeri soyisminden bir harfi silecektir.Yani Cemal Süre(y)ya kazanırsa Sezai Karakoç’un soyadı Karkoç, Sezai Karakoç kazanırsa Cemal Süre(y)ya’nın soyadı Cemal Süreya olacaktı.

Sezai Karakoç, Mona Roza’yı yazar, Muazzez Akkaya’ya okur.Şiirin gizemi, şiirin içinde saklıdır.Her dörtlüğün baş harfini yanyana getirirsek “Muazzez Akkaya ” ismi çıkar karşımıza.İddiayı Sezai Karakoç kazanır ve Cemal Süre(y)ya soyadığını değiştirerek Süreya soyadını alır. Fakat iddiaya girildiğini öğrenen Muazzez Akkaya, okulu bırakmış ve Gevye’ye geri gitmiştir.

Bir sonraki durağımız ise Raşit Kemali. Nazım Hikmet, Bursa Cezaevine geldiğinde kendisine iki kişilik bir oda verdiler. Oda arkadaşı şiire meraklı, çoşkulu bir genç olan Raşit Kemali’ydi.Orduda  komünizmin propogandası yapmaktan Askeri Mahkeme’de 5 yıl ağır hapse mahkum olmuştu. Yaptığı komünizmin propogandasında Nazım Hikmet’in kitaplarını okumak, şiirlerini  övmek de vardı.Hayranı olduğu şairle Bursa’da bu şekilde tanışacağını kim bilebilirdi ki? Raşit Kemali, iyi bir öğrenci olmaya kararvermişti. Yazdığı şiirleri sürekli Nazım Hikmet’e gösterirdi. Fakat bir gün Nazım Hikmet, tüm şiirleri aldığı gibi sobaya atıverir. Çünkü şiirler, Nazım’ın şiirlerinin bir taklidi gibidir. O an, Raşit’in dünyası kararır. En sevdiği şair, onun şiirlerini beğenmemiştir. Belki de yazın dünyasına küstüğü bir anda Nazım, onu hikaye yazmaya yönlendirir ve yazdıkları Orhan Kemal adıyla dergilerde yayımlanmaya başlayınca kısa sürede ünleniverdi.

Hatta Nazım Hikmet, Sabahattin Ali’ye olan mektubunda Orhan Kemal için şu sözleri dile getirir:

“Burda, Bursa cezaevinde Raşit Kemali adında bir delikanlı var. Suçu benimki gibi. Altı ay sonra da cezasını bitirip çıkıyor.Çok istidatlı ve şimdiden cidden güzel, nevi şahsına münhasır şiirleri ve hikayeleri var. Altı ay sonra dışarı çıkınca siz ağabeylerinin yardımlarını bekler.”

Güzellerl güzeli Celile hanıma aşık olan Yahya Kemalle devam edelim yolculuğumuza. Celile Hanım,oğlu  Nazım’ın affı  için açlık grevine katılmış dahası 9 Mayıs 1950’de Kadıköy İskelesi’nde imza toplayan bir annedir. Nazım henüz gençken, Yahya Kemal Bahriye Mektebi’nde tarih öğretmeni aynı zamanda hayranlık duyduğu aile dostlarıydı.

Nazım’ın Yahya Kemal’e ilk gösterdiği şiir,  “Samiye’nin Kedisi” adlı manzumesi olmuştur.NazımHikmet’in anılarında anlatıldığına göre, Yahya Kemal bu kediyi merak etmiş, kedinin hiç de güzel olmadığını görünce Nazım’a “Sen bu uyuz,pis kediyi böylesine övebiliyorsan, hiç kuşkusuz şair olursun,” demişti.

Böylece şiir dersleri başlamış olur.Anlatılanlara göre Yahya Kemal’in asıl amacı çok beğendiği Celile Hanım’ın evine gidip gelebilmekti.Yahya Kemal’in önceleri kendi dünyasında kalanaşkı, Celile Hanımın Hikmet Beyden ayrılması üzerine birdenbire alevlendi.Gel zaman, git zaman şiir derslerinin birinin sonunda Yahya Kemal cebinde Nazım Hikmet’ten bir not vardı: “Hocam olarak girdiğin bu evden babam olarak çıkamazsın” yazıyordu kağıtta.

Kim bilir, “Sessiz Gemi” sessiz bir isyan olarak çıkmıştır Yahya Kemal’in kaleminden…

 

Hapishaneler bir dolu şiir, bir dolu şair yetiştirmiştir. Öyle ya, sanat gittiği yeri güzelleştirir. Hapishane şairimiz bir sonraki durağımız Sabahattin Ali. Bize hasreti, yaşama sevincini gösterip acı bir şekilde öldürülen şairimiz. Bursa Cezaevi Nazım Hikmet varken nasıl küçük bir okula dönüştüyse Sinop Cezaevi’nde de bugün herkesin dilindeki Sabahattin Ali şiirlerini getirmiştir bize.

 

Burda çiçekler açmıyor,
Kuşlar süzülüp uçmuyor,
Yıldızlar ışık saçmıyor,
Geçmiyor günler, geçmiyor.

Avluda olta vururum;
Kah düşünür, otururum,
Türlü hayaller görürüm;
Geçmiyor günler, geçmiyor.

(…)

Sabahattin Ali, hapishanede şiirlerini dinleyecek adam da bulamıyordu. Bir kaç kez denedi ve Vallaha Sabahattin Bey, haklısın burda günler geçmiyor,i” cevabını aldı.

Nitekim,hepimizin bildiği “Aldırma Gönül” de Hapishane Şarkılarının arasındadır. :

(…)
Dertlerin kalkınca şaha
Bir küfür yolla Allah’a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül, aldırma

Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Ceza yata yata biter
Aldırma gönül, aldırma

Orjinalinde “Bir küfür yolla Allah’a” olan mısra da sansüre uğrayıp sitem oluvermiştir.

 

 

Ve işte en sevdiğim dostum Panait Istrati gülümsüyor bana ordan.Çok fazla tanıyanı olmasa da çok iyi bir dost, arkadaştır. Adrien, bütün hikayelerinin baş kahramanıdır. Yüreğinde dost sıcaklığı taşır,öyle kimseyi uzaktan yargılamaz. Can dostu Mihail ise gerçek sefaleti gösterir Arkadaş kitabında. Fransız ünlü yazar Romain Rolland’a gönderir yazdıklarını Istrati. Gönderir ve bir köprüden intihara hazırlanır. Tam bu sırada Romain  Rolland kurtarır hayatını. Istrati çektiği acıların her romanında, her karakterinde güçlü arkadaşlıklarıyla üstesinden gelir.Ve tek derdi “gerçek arkadaşlığı” bulmaktır.Hatta arkadaşlık kimi romanlarında aşktan bile daha üstündür onun için.

 

Köy Enstitülerinden yetişen bir yazarımızla devam edelim yola: Adnan Binyazar. Köyde annesi, dedesi, dayısı ve ninesiyle yaşayan mutlu bir çocukken beş yaşındaki kardeşiyle kendisini İstanbul sokaklarında hamallık yaparken buluverir Binyazar. Hayat ona ne kadar acımsızca davranırsa davransın bir tek şeyi bırakmamıştır; “okumak” . Ustasından çok dayak yemiştir, üvey anne evinde kardeşiyle beraber yemek artıklarını arayıp durmuştur. Ama kitaplar umudu olmuş Binyazar’ın. Ve bu okuma sevgisi Köy Enstitü’sine girmesine sebep olmuş ve hayatı değişmiştir. İlginize çekerse kendi hayat hikayesini anlattığı kitabı “Masalını Yitiren Dev” dir. Kitabın isminin gizemi de kitapta saklıdır.

Nazım’dan çokça bahsetmişken Hopa’ya uğramadan geçemezdik. Hopa’da cezaevinde Nazım’ın not defteri bulunur. Defterde eski yazıyla “Herakliti Düşünürken” yazılıdır. Bunu her ekalliyeti düşünürken okurlar. Rize Ağır Ceza Mahkemesi’nde 146. maddeye göre idam istemiyle yargılanan Nazım Hikmet “ekalliyetleri kışkırtma suçundan yargılanır.

Kısacası tüm yazarların,şairlerin yolu yaşamdan geçer. Onlar, hiçbir zaman yaşamaktan korkmayıp tüm çaresizliklerde hayata sımsıkı tutundukları için bu hikayeler ortaya çıkmış.

Son olarak hayatı dolu dizgin yaşamış Can Baba’nın şu dizeleriyle bitiriyoruz yolculuğumuzu.

“Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece sevgi duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi”


Sosyal medyada paylaş!

2
50 paylaşım, 2 puan

BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER!

Beğendim Beğendim
4
Beğendim
Sesli Güldüm Sesli Güldüm
0
Sesli Güldüm
Bayıldım Bayıldım
4
Bayıldım
Kızdım Kızdım
0
Kızdım
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Yok artık Yok artık
0
Yok artık
Helal Olsun Helal Olsun
3
Helal Olsun

0 Yorum var

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gönder Gelsin
Kişilik Testi
Kişilik ortaya çıkaran sorular dizisi
Bilgi Testi
Bilgi veya kültür ölçen sorular
Anket
Karar ya da görüş belirle
Makale
Görseller ile süslenmiş makaleler
Listeler
Numaralandırılmış halde yazılan liste içerikleri
Oylanabilir Liste
Sıralaması kullanıcı oylarıyla değiştirilebilen liste
Sosyal medyada bizi takip ederek destek olabilirsin!