Dünya Paradoksu


Paradoks kelimesinin kısaca anlamı, sonuç değişmediği halde sonuca giden yolun bize farklılıklar gösteriyor gibi görünmesidir. Bir örnek vermek gerekirse; iki tane kareyi yan yana koyarak bir dikdörtgen elde edebildiğimiz gibi üst üste koyarak da bir dikdörtgen elde edebiliriz. Sonuçta aynı dikdörtgeni elde etmiş oluruz fakat sonuç bize farklı gibi görünür.

 

 

Paradoks kelimesini gündelik hayatımızda çok kullanmasak da çoğu zaman fark etmeden bu durumun içinde buluruz kendimizi. Bu durumu fark etmememizin nedeni ise sonuca değil sonuca giden yola odaklanmamızdır. Biz gündelik telaşımızın içinde boğulup giderken birileri bizim yerimize düşünüyor, bizim yerimize planlıyor ve bizim yerimize uyguluyor. Binlerce yıllık insanlık tarihine tepeden bakarsak da sonuç değişmiyor, hep güçlü olan güçsüzü yeniyor. Fakat kendi hayatımıza odaklanırsak burada göreceğimiz, ortalama bir hayat yaşayıp sonrasında bu dünyaya veda etmek olacaktır. Yani sonucu görebilmek için kendi hayatımıza değil büyük resme bakmamız gerekmektedir.

Bir ırmakta akan su ya kendi kendine bulduğu bir yoldan ilerler ya da birileri suyun akacağı yolu inşa eder ve su bu yoldan ilerler. İnsanlık tarihi de bu ırmak gibi kimi zaman kendi akışında ilerlese de çoğu zaman insanlar onun gideceği yolu önceden çizmiştir. Kanla çizilen bu yolda milyonlarca insan aslında bir hiç uğruna, fakat gerçekte başkalarının amaçları uğruna ölmüştür. Onların bu ölümlerine bir amaç uyduranlar, onurlarıyla öldüklerini söyleyerek vicdanlarını günah çıkartırlar. Fakat buradaki onur kavramını ve amaçları kim belirlemiştir? Yine tarihin seyrinde oluşmuş kavramlardır.

Dünya insan ömründe 60-70 yıllık bir bölümken; doğup, yaşayıp ölecekken, sınırları kim neden inşa etmiştir? Bazıları yüksek standartlarda yaşarken bazıları neden açlıktan ölmektedir? Birileri için onur ve şeref kavramı yokken toplumun çoğunluğunda bu kavram nasıl benimsenmiştir? Bu kavramların içerisini kim nasıl doldurmuştur? Cevabını tam olarak alamayacağımız birçok soru sorabiliriz. Fakat sorulması gereken en iyi soru şudur; biyolojik olarak tüm insanlar birbirine benzerken neden farklılıklar ortaya çıkmıştır? İşte bu sorunun cevabı insanlığın ilk yıllarına kadar uzanmaktadır. İnsanların aç gözlülüğü ve güç hırsı bize cevap olabilir. Büyük kitleleri çıkarlarına uygun yönetmek zor olduğu için ilk çağlardan itibaren oluşturulan kabileler günümüzde ülkeler olarak devam etmektedir.

Küçücük yaşamı insana yetmemiş, giriştiği işlerin sonuçlarını bile görüp göremeyeceği meçhulken vahşi planların planlayıcısı olmuştur. Güç hırsına yenik düşmüş, sözde kendi halkını korurken diğer halkların yaşama hakkını elinden alan topluluklar haline gelen dünya birçok insanlık dışı olaya tanıklık etmiştir. İnsanın var olduğu her bölgede tarih boyu kan dökülmüştür. İnsanın ilk var olduğu yer olan Ortadoğu’da gözyaşı hiç dinmemiş, akan kan hiç durmamıştır. İnsanlığın varoluşundan günümüze dek kanlı bir tarih yazılmıştır. Tarihi neden sonuç içerisinde incelersek olaylara takılıp kalır buradaki paradoksu göremeyiz. Çünkü gelişen tüm olayların kendi içerisinde bir mantıklı gerekçesi vardır. Olaylardan uzaklaşıp büyük resme odaklandığımızda bunun bir güç savaşı olduğunu ve sonucu kolay kolay değiştiremeyeceğimizi görürüz. Şu anda yaşadığımız şimdiki zamanımız birilerinin geçmiş zamanıdır. Birileri bu suyun akacağı yolu yıllar öncesinden çizmiştir. Burada yaşanan savaşlar, dökülen kanlar aslında sonucu değiştirmeyecektir. Kare dikdörtgen örneğinde olduğu gibi olayların gidişatı sonucun bize farklı görünmesini sağlayabilir fakat bu sadece bir yanılsamadır. Bu bölgede yaşanan savaşlarda kimin savaştığı, hangi devletlerin yıkılıp hangi devletlerin kurulduğu önemli değildir. Önemli olan bu bölgede güçsüz söz geçirebilecek devletlerin olmasıdır. Önemli olan yine sonuçtur.

Bir zamanlar Osmanlı’nın elinde bulunan bu topraklar tamamen ele geçirilecekken ortaya çıkan Atatürk ve onun arkasındaki Türk milleti tarihin seyrini değiştirmiştir. Bize göre görünen budur fakat büyük resme tekrar döndüğümüzde bu olay sadece sonucun gerçekleşmesini geciktirmiştir. İşte bu olaydan sadece 100 yıl sonra yaşanan tablo ortadadır. Yine savaş bitmemiştir; yine kan, yine gözyaşı devam etmektedir. Bu bölgenin paradoksu da işte budur. Yaşanan olaylar her ne kadar bize farklı görünse de her olay aynı sonuca hizmet etmektedir.

Şimdi kendi hayatlarımıza gömülüp hiç bir şey yokmuş gibi yaşayabiliriz ya da bir şeylerin farkına varıp sonucunu değiştiremeyeceğimiz olayları çaresizce izleriz…


Bunu arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın!

2
0
2 paylaşım

BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER!

Kızdım Kızdım
1
Kızdım
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Yok artık Yok artık
0
Yok artık
Sesli Güldüm Sesli Güldüm
0
Sesli Güldüm
Helal olsun Helal olsun
0
Helal olsun
Beğenmedim Beğenmedim
0
Beğenmedim
Bayıldım Bayıldım
0
Bayıldım
Beğendim Beğendim
0
Beğendim

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Kargamel.com'a Hoşgeldiniz.

Hesabınız yok mu? Şimdi kayıt olun.
Kayıt Ol

Şifre sıfırla

Şifrenizi buradan sıfırlayabilirsiniz.

Hesabınız Var mı?
Giriş Yap

Kayıt Ol

Kargamel'e Katılın!

Hesabınız Var mı?
Giriş Yap
Gönder Gelsin
Kişilik Testi
Kişilik ortaya çıkaran sorular dizisi
Bilgi Testi
Bilgi veya kültür ölçen sorular
Düz Yazı
Görseller ile süslenmiş makaleler
Liste
Klasik Düz Listeler
Oylanabilir Liste
Oylanabilir Liste
Caps
Caps yarat