Ruanda’da Yaşanan İnsanlık Dramı


Tarih boyunca binlerce savaşın yaşandığı dünya yine trajik bir olaya sahne oluyordu. Yıl 1994 ve yer tahmin edilmesi çokta zor olmayan Afrika’da bir yerdi. Talihsiz olaylar hep bu kıtada yaşanmalıydı çünkü buradaki insanlar 2. sınıf insandı beyaz insan doğuştan üstündü. Buradaki tüm zenginlikler beyazların olmalıydı çalışan ve ölen hep siyahlar olmalıydı. Bu amaca hizmet eden Ruanda katliamı gerçekleşiyordu ve dünya yine sessizdi. Ölenlerin onlar için bir önemi yoktu.

İLK KIVILCIM

Aslında hiçbir şey bir anda olmamıştı. Yıl 1890, Brüksel konferansında Almanya’nın payına Ruanda düşmüştü. Fakat Ruanda kayda değer bir zenginlik olmadığı için Almanların ilgisini çekmemişti ve Ruanda ile ilgilenmediler. 1. Dünya Savaşı’nın ardından Ruanda Belçika himayesine girdi. Belçika Afrika’da yöneten ve yönetilenlerin birbirinden farklı statülerde olması gerektiğini düşünüyor ve buna uygun politikalar uyguluyordu. Ruanda halkı zorla çalıştırılıyor çalışmayanlar cezalandırılıyordu. O zamanlar Ruanda halkının %90’ı Hutu, %9’u Tutsi, %1’i ise Pigme olarak sınıflandırılıyordu. Çoğunluğu oluşturan Hutu ve Tutsiler arasında statü ve yaşam tarzı açısından bir fark yoktu. Pigmeler kültür olarak daha öndeydi fakat azınlıktılar.

Belçika politikalarına göre ırklar eşit olamazdı ve bir ırk diğerine üstün gelmeliydi. Böylece bölge idaresi daha kolay olacaktı. Belçika hükümeti azınlıkta olan Tutsileri desteklemiş ve her alanda öncelik tanımışlardı. İşe Hutu ve Tutsileri ayırmakla başlamışlardı. Halkın kimliklerine hangi ırktan oldukları yazılıyordu. Zengin olanlar ve dış görünüşleri iyi olanlar Tutsi sayılabiliyordu. Her alanda üstünlük elde etmiş Tutsiler karşısında Hutular 2. sınıf insan muamelesi görüyordu.

YURTSEVERLER BİRLİĞİNİN ORTAYA ÇIKIŞI

2.Dünya Savaşı sonrası dünyada özgürlükçü hareketler oluşmaya başlamıştı. Hutular üzerindeki baskılar azalmış hatta Belçika Hutuları bile destekler olmuştu. Daha sonra Ruanda yönetimi bağımsız olması için Birleşmiş Millet yönetimine verilmişti. Bağımsızlık için yapılan seçimlerde sayıca üstün olan Hutu Özgürlük Hareketi iktidara gelmişti. İlk işleri Tutsi karşıtı eylemlere başlamak oldu. Yıllardır devlet kadrolarında yer eden Tutsiler işlerinden atılmış ve tüm alanlarda dışlanmaya başlanmıştı. Tarih bir trajedinin başlangıcını yazıyordu. İlk başlatılan eylemlerde 100 bine yakın Tutsi öldürülmüştü. 160 bin civarı da kaçıp komşu ülkelere sığınmışlardı.

 

Hutu milliyetçisi bir politika izleyen yönetim yıllarca bir çok Tutsiyi öldürmüş, sürgüne göndermiş, bazıları da komşu ülkelere kaçmıştı. Yıl 1973’e geldiğinde başka bir Hutu olan Juvénal Habyarimana yönetime darbe ile el koymuştu. Fakat Tutsiler için bir şey değişmemişti. Başka bir Hutu gelmişti ve sonuç daha kötü olacaktı. 80’li yıllara gelindiğinde komşu ülkelerde yaşayan Tutsilerin sayısı 500 bin civarındaydı. Tutsiler yıllarca iyi yerlerde yer aldıkları için eğitim ve kültür seviyeleri iyiydi. Bu yüzden sığındıkları ülkelerde zorluk çekmemişlerdi. Bu ülkelerde önemli noktalara gelen Tutsiler Ruanda’ya dönmek için örgütlemeye başlamışlardı ve Ruanda Yurtseverler Birliği’ni kurmuşlardı.

Tutsilerin Ruanda için başlattıkları mücadele 1990-1992 yılları arasında sürmüş ve bir ateşkesle bu savaş durdurulmuştu. Fakat Hutular kalıcı bir çözüm arıyordu ve bu çözüm yok etmekti. Bunun için öncelikle ülkenin her köşesinde Interahamwe adı verilen birlikler kuruldu. Öncelikle ülkede yaşayan tüm Tutsiler ve Hutuların ılımlı olanlar fişlendi. Tüm bu fişlenenler öldürülmeliydi fakat öldürecek silah yoktu. Ülke ekonomisi iyi olmadığı için silah yerine Çin’den binlerce satır sipariş edildi. Satırı olmayanlara sivri uçlu sopalar kullanmaları söylendi. Hutu hükümeti hiçbir şey yapmadan izliyordu. 1994′ te radyodan yapılan bir anaonsla kıyım başlamıştı. Devlet başkanı uçağı düşülmüş ve ülkede kaosa yol açılmıştı. Tarihin en kanlı katliamı başlıyordu. Aşırı Hutular ellerine geçen herşeyi kullanarak Tutsileri öldürüyordu. Parası olan Tutsiler para karşılığında kurşun alarak acısız ölümü tercih edebiliyorlardı. Hutular öldürmekten yorulduklarında Tutsilerin aşil tendonlarını kesip yürümelerini engelliyorlardı  ve dinlendikten sonra öldürmeye devam ediyorlardı. Cesetler dolup taşıyordu hiçbir yere sığmıyordu. Köpekler cesetlere saldırdıkları için Tutsilerle birlikte onlarda yok edilmişlerdi.

Tüm bunları öğrenen Ruanda Yurtseverler Birliği üyeleri ülkenin doğusundan girip başkente kadar ilerlemişti. Fakat bir anda Fransa ortaya çıkmış mevcut Hutu hükümetine askeri yardım yapma kararı almıştı. Bölgeye giren Fransız askeri başkent Kigali’den Kongo’ya kadar olan bölgeyi kontrol altına almıştı ve Ruanda Yurtseverler Birliği üyelerini bu bölgeden uzak tutmuşlardı. Bu sayede Hutular katliamlarını daha kolay gerçekleştirebilmiş ölü sayısını artırabilmişlerdi. Bu 100 günlük kısa süreçte 800 bin civarı Tutsi öldürülmüştü. Bunun yanı sıra tüm devlet kurumları çökmüş, ekili alan kalmamıştı.

Binlerce insan bir hiç uğruna katledilmişti ve kimseden ses çıkmamıştı. İnsanların insanlıktan nasıl çıktığı, nasıl bir canavara dönüştüğü sergilenmişti. Yeri geldiğinde insanlık dersi verenler seyirci olarak kalmıştı.  Fakat tarih bunların hepsini yazmıştı, unutmayacaktı.

 

BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER!

Kızdım Kızdım
0
Kızdım
Üzüldüm Üzüldüm
1
Üzüldüm
Yok artık Yok artık
0
Yok artık
Sesli Güldüm Sesli Güldüm
0
Sesli Güldüm
Helal olsun Helal olsun
0
Helal olsun
Beğenmedim Beğenmedim
0
Beğenmedim
Bayıldım Bayıldım
0
Bayıldım
Beğendim Beğendim
0
Beğendim

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Kargamel.com'a Hoşgeldiniz.

Hesabınız yok mu? Şimdi kayıt olun.
Kayıt Ol

Şifre sıfırla

Şifrenizi buradan sıfırlayabilirsiniz.

Geri Dön
Giriş Yap

Kayıt Ol

Kargamel'e Katılın!

Geri Dön
Giriş Yap
Gönder Gelsin
Kişilik Testi
Kişilik ortaya çıkaran sorular dizisi
Bilgi Testi
Bilgi veya kültür ölçen sorular
Oylama
Karar ya da görüş belirle
Düz Yazı
Görseller ile süslenmiş makaleler
Liste
Klasik Düz Listeler
Oylanabilir Liste
Upvote or downvote to decide the best list item