En Barışçıl Zamanlarımız: Savaşlar Dönemi Kapandı mı?


Gerçekten de savaşlardan sıyrıldığımız, en barışçıl dönemlerimizdeyiz! Başlığı okuyunca bir şaşkınlık hissetmiş olabilirsiniz. Fakat yazılanlar doğru. Tüm o vahşet dolu haberlere rağmen, aslında insanlığın barışa yöneldiğini söylemek için elimizde onlarca veri var.

Doğanın, tarihi en çok kana bulayan canlılarıyız. DNA’larımızın neredeyse tamamının aynı veya çok yakın olduğu diğer canlıların tüm gelişmelere rağmen hayvani dürtülerinden sıyrılamamış ve şiddete eğilimli olduğu gerçeği elbette tartışılabilir. Fakat biz insanlar, o duygulardan sıyrıldığımızı sanırken dahi büyük bir içgüdüsel baskının altındaydık. Şiddet eğilimi yakamızı bırakmıyor, öldürmek dürtüsü çözüm olarak karşımıza çıkıyordu. Böyle durumlarda, düzensizliği düzen sağlama vaadi olan “sistemler” fayda getirir. Geçmişimizin bu denli kanlı olmasının engellenememesinin onca sosyolojik ve psikolojik detayından sıyrıldığımızda da, elimizde bu “sistemsizlik” gerçeği kalacaktı. Fakat artık bir şeyler değişiyor!

İnsanlar Şiddeti Çok Daha İyi Kontrol Ediyorlar

Görünen o ki, savaşları ve barışları olumlu çizgiye sürükleme konusunda artık daha iyiyiz. Şaşkınlığınızı atmanızı sağlayacak verileri az sonra vereceğiz. Ondan hemen önce, bu detayı konuşmaya devam edelim.

Artık ortaya çıkan küçük savaşlar, diplomatik hamlelerle rahatlıkla çözülüyor, eski insanların “cin” dediği, “hayalet çarpması” dediği detayların akıl hastalıkları olduğunu biliyor, bizi yönetenlerin oraya gelmelerinden hemen önce belirli kurallarla onların yetkilerini halk olarak kontrol ediyor ve psikopatların zulmünden olabildiğince sıyrılıyor, kendimizi artık daha iyi tedavi ediyor, artık daha iyi ve sağlıklı nesiller yetiştirebiliyoruz. Hepsinden önce, demokrasi tüm dünyada artan bir trend olarak devletlere sızıyor. Sistemler iyiye gidiyor. Tüm bunlar da, savaş istemeyen halkın devleti gerçekten kontrol etmesinin akabinde savaşsız ve insancıl bir yönetim anlayışını ortaya çıkarıyor.

Savaşlar ve Savaştan Ölümlerin En Az Olduğu Dönem

Elbette hala kanlı savaşlar var. Kimyasal silah tehditleri, bir yerlerde kafa kesen insanlar, çocuklara zulmetmemeyi öğrenememiş psikopatlar, sevgi ve saygıya uzak kalmış zihinler, onların savaşları.. Hâlâ var. Fakat şu oranlara bir bakmalısınız;

Gördüğünüz gibi günümüze yaklaştıkça savaşlar neticesinde gerçekleşen ölümlerde müthiş bir azalma var. İnsanlar bir şekilde savaşa sebep olsalar da, üst akıllar yine bir şekilde bu savaşları diplomatik yollarla engelleyebiliyor. Savaşçıl bir hükümet söz konusu olsa bile, eskisi gibi bir bölgeye girip kimseler kıyım yapamıyor. Çünkü tüm dünya, küreselleşmenin akabinde zararlı hücreyi anında fark edip “Dur!” diyor, durmaz ise müdahale ediyor.

Bir diğer istatistiğe bakalım;

İnsanlar müthiş bir oranla artıyorlar, sayı arttıkça ölümler de artmalıyken tam tersine ölümlerimiz de azalıyor. İşte bu, makalenin başlığında da geçen “barışçıl dönemimizi” anlatan önemli bir detay. Rekor oranlarda nüfusumuz katlanırken, dünyada kaynak sıkıntısı başlaması gerekirken, biz bir şekilde bir yolunu bulup yanlış giden şeyleri doğru yola sokmayı başarmayı öğreniyoruz.

Hala Ölüyoruz, Nasıl Olur Da Barışçıl Olduğumuz İddia Edilir?

Anlaşılan hâlâ ikna olmadınız. Bu normal, fakat biraz daha verilere göz atalım. 2013-2014 arasında sadece 4 küçük savaş (veya çatışma) ile tam 10,000 insan hayatını kaybetti. Diğer bölgelerde gerçekleşen çatışmalarda 1500’e yakın insan öldü. Fakat, milyarlarca insanın yaşadığı bu dünya için şu yazılan sayılar belki acı gelecek ancak “olumlu”.

Şöyle bir bakınca, hâlâ yeterince barışçıl olmadığımız söylenebilir. Fakat olaya geniş perspektiften bakmak zorundayız. Tüm bu çatışmalar, insanlar arasında gerçekleşiyor. Devletler arası bir savaş söz konusu değil. Topyekun savaştan kaçınan devletler ve aksini düşünenlerin üzerindeki milli ve küresel baskı, işte bu olumlu istatistikleri hayatımıza katıyor.

Sadece sömürge olarak kurulan Kongo‘da, Belçikalı yöneticinin emirleriyle 10 milyonlar öldürülürken veya ölüme itilmişken, tüm bunları en az 2 nesil önce yaşanmış olarak bildirebilmemizi, geçmiş olarak anlatabilmemizi sağlayan yeni dünyaya karşı, sahip olduğunuzdan daha fazla ümit beslemelisiniz.

Yani, hâlâ ümit var!


Bunu arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın!

9
0
9 paylaşım

BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER!

Kızdım Kızdım
0
Kızdım
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Yok artık Yok artık
0
Yok artık
Sesli Güldüm Sesli Güldüm
0
Sesli Güldüm
Helal olsun Helal olsun
0
Helal olsun
Beğenmedim Beğenmedim
0
Beğenmedim
Bayıldım Bayıldım
2
Bayıldım
Beğendim Beğendim
4
Beğendim
Eyüp C.
Uzay ve gök bilimi sevdalısı, bilime aşık, programlamada ve gelişen teknolojiyi takip etmekte hâyli istekli, yazmayı ve okumayı çok seven bir insan.

Yorumlar 5

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Dediğinizin üzerinde halk var halk artık savaş istemiyor. Emin olun savaş isteyen lider bu dönemde herhangi bir ünvanı alamaz. Şuan küçük aplı yaşanan can sıkıcı olaylar ne kadar kötü olsada dediğiniz gibi iyi günlerimiz ama daha da iyiye niye gidilmesin ki. elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Bir de bu aralar savaş ise kimyasal dönem

  2. Ya yok be hocam nereye kapanıyor ? Bu ülkede savaş bitermi hiç en fazla 1 ay durulur sonra yeniden eski dönmlerin daha ileri seviyesi boy gösterir.

Giriş Yap

Kargamel.com'a Hoşgeldiniz.

Hesabınız yok mu? Şimdi kayıt olun.
Kayıt Ol

Şifre sıfırla

Şifrenizi buradan sıfırlayabilirsiniz.

Geri Dön
Giriş Yap

Kayıt Ol

Kargamel'e Katılın!

Geri Dön
Giriş Yap
Gönder Gelsin
Kişilik Testi
Kişilik ortaya çıkaran sorular dizisi
Bilgi Testi
Bilgi veya kültür ölçen sorular
Düz Yazı
Görseller ile süslenmiş makaleler
Liste
Klasik Düz Listeler
Oylanabilir Liste
Oylanabilir Liste
Caps
Caps yarat